527 izlenme24 Aralık 2018
VİDEO MAKALENİN ALTINDADIR

Bombardıman böcekleri, 1983 yılında yayınlanan Aneshansley'in makalesinde belirttiği gibi Brachinini, Paussini, Ozaenini ve Metriini kabilelerini barındıran bir ailenin genel adıdır. Ailenin Latince ismi Carabidae'dir. Bunlardan Brachinini kabilesi içerisinde yer alan Brachinus cinsi en yaygın olan türleri barındırır. Genellikle 1.2-1.8 santimetre boylarındadır ve Kuzey Amerika, Güney Amerika, Avrupa, Afrika ve Avusturalya'da bulunurlar. Larvaları, diğer böceklerle beslenmektedir.

Bombardıman Böcekleri, Evrim Karşıtları'nın dikkatlerini çekmesini hak edecek şekilde, büyüleyici bir özelliğe sahiptir: arka kısmında depoladığı kimyasalları yüksek sıcaklıkta karıştırarak, kaynar bir zehir şeklinde düşmanına püskürtür ve kendini korur. Şimdiye kadar bilinen türlerden en az birinde, Dean ve diğerlerinin 1990 yılında yayınladıkları makalede açıkladıkları üzere, akışkan jet halinde (ince, yüksek basınçlı akışkanlık durumu) çıkmaktadır. Diğer türlerse genellikle püskürtme şeklinde veya akıtma şeklinde bu işi görmektedirler. Bazı türlerin sistemleri tam olarak incelenmemiştir. Fışkırtma şeklinde püskürtenler, üst üste 29 defa, vücut uzunluklarının 4 katı uzaklığa püskürtme yapabilirler. 

Püskürtme Mekanizması
Mekanizmanın çalışması şu şekildedir: Salgı hücreleri hidrokuinonlar ve hidrojen peroksit salgılarlar ve bunu vücut içerisindeki bir rezervuarda biriktirirler. Kimi türler, bunlardan başka kimyasallara da sahiptir, ancak temel mekanizma bu iki kimyasal ile ilgilidir. Bu rezervuar, böceğin arka kısmında daha kalın duvarlı ve geniş bir odacığa açılır. Bu iki bölme arasında kontrol edilebilir kaslar bulunur. Bu odanın duvarları katalizörler ve peroksidazlar salgılayan hücrelerle çevrilidir. Rezervuardaki kimyasallar bu odacığa geçtiğinde, katalizörler ve peroksidazlar, hızlı bir şekilde hidrojen peroksiti yıkıma uğratırlar ve hidrokuinonların p-kuinonlara oksidizasyonunu katalizlerler (bu tepkimeyi hızlandırırlar). Bu reaksiyonlar sonucu serbest oksijen ve odacık içerisindeki kimyasalları kaynama noktasına eriştirecek kadar ısı açığa çıkar. Hatta sıvıların beşte biri buharlaşır. Bu gazların basıncı sebebiyle odadaki sıvı üzerinde itme kuvveti oluşur ve böceğin, tehdit altında odacığın çıkış deliğini kaslarıyla açması sebebiyle yüksek basınçla bu zehirli karışım dışarıya fırlar. Bu açıklık, karın bölgesinin en ucunda bulunur. Tüm bu mekanizmalar, ayrıntısıyla Anenshansley ve Eisner'in 1969 tarihli makalesinde, Anenanshley'in 83 tarihli makalesinde ve Eisner'in 89 tarihli makalesinde ayrıntısıyla anlatılmaktadır.

Evrim Karşıtlarının İddialarının Temelleri
Evrim Karşıtları, sıklıkla (ve bilerek) düştükleri bir hatayla, makaleleri kafalarına göre kendi dillerine çevirmekte ve istedikleri gibi anlamaya meyilli olmaktadırlar. Bu sebeple, konuyla ilgili önemli makaleler olan Schildknecht ve Holoubek'in 1961 tarihli bir makalesi, bilerek çarpıtılmış ve hidrojen peroksit ile hidrokuinonların bir odacık içerisinde tutulduklarında spontane olarak patlamaya sebep olacakları iddia edilmiştir. Bu sebeple böceklerin odacıkta aynı zamanda tepkimeye engel olacak bir inhibitör bulundurması gerektiği, tam püskürme sırasında ise inhibitöre engel olacak bir anti-inhibitörün salgılanması gerektiğini ileri sürmüşlerdir. Bu sebeple kafaları iyice karışmış (veya karıştırılmış) ve gerçeklerden uzaklaşmışlardır. Ancak daha sonradan, sorunun sahibinin de belirttiği gibi, Richard Dawkins'in 1987 yılında yayınlanan Kör Saatçi kitabında, bu iki kimyasalın bir araya karıştırıldığında asla kendiliğinden tepkimeye girmediği ispatlanmıştır. Zaten sonradan, Schildknecht'in makalesinin çarpıtıldığı fark edilmiştir; iddiaları arasında asla yukarıdaki gibi düşünceler yer almamaktadır. İlginç bir şekilde bu yalan, 1978 yılında Gill tarafından, 1981 yılında Hitching tarafından, 1983 ve 1993 yıllarında Huse tarafından ve bazı yaratılışçı dergilerde 1990 yılında tekrar tekrar gündeme getirilmiştir; çok önceden çürütülmüş olmasına rağmen. Bu da, bu kafa yapısındaki insanların "bilimsel kaynak" ve "bilim" anlayışlarını (?!) ortaya koymaktadır.

Bu noktada, bilimsel olarak bilmemiz gereken bilgi şudur: Evrim karşıtı düşüncelerin hiçbiri, bu karmaşık (ve hatta en basit) sistemlerin nasıl "var olduklarını" açıklayamazlar. Onların iddialarında doğaüstü güçler bunları "oldurmuştur"; ancak bu "oluş"un nasıl olduğu hiçbir zaman açıklanmaz ve irdelenmez. Eğer bilim, bu insanların yolunu izleyecek olsaydı, bugün penisilin bile icat edilememiş olurdu (çünkü bakteriler ve virüsler de bir şekilde "oldurulmuştur"; irdelemeye gerek yoktur!). Kanserle hiçbir mücadele yöntemimiz olmazdı (çünkü o kontrolsüz bölünen hücreler de bir şekilde "oldurulmuştur"; irdelemeye gerek yoktur). Ve hatta belki de insan soyu tükenmiş ya da hala kabileler halinde yaşıyor olurduk. Neyse ki, bilim bu tip aşağı seviye iddialara takılmayacak kadar erdemlidir ve insanın merakını tatmin edecek, somut cevaplar arar. Ve bir şeyin nasıl var olduğunun cevabını sadece ve sadece bilim verebilir. Ve bilim, eğer cevap verememişse şayet, o zaman diğer herhangi bir disiplinin bu soruya gerçek ve tatmin edici bir cevap vermesi de mümkün olamaz.

Gerçekten de bilimin en güçlü kollarından biri olan Evrim, bu karmaşık Bombardıman Böceği sorusuna cevap verebilir. Bu karmaşık sistem, tıpkı Darwin'in 1872 yılında yayınladığı Türlerin Kökeni'nin 6. baskısında nasıl ışığa duyarlı hücrelerin insandaki gibi karmaşık bir göze evrimleşebileceğini açıkladığı ve sonradan 21. yüzyılda bu açıklamanın geçerliliğinin ispatlandığı gibi, birikimli seçilim sayesinde, zaman içerisinde, yavaş yavaş, nesiller boyunca gelişip bugünkü ilginç halini alabilir.

Bunlar da İlginizi Çekebilir